Blog
-
Bir eğitim yuvasını, sadece etrafına ördüğümüz beton duvarlar ve demir kapılarla dijital çağın o asimetrik şiddet sarmalından koruyabilir miyiz? 11 Nisan 2025 tarihinde kaleme aldığım “Kamu Yönetiminde Sessizliği Dinlemek” başlıklı yazımda, modern krizlerin artık çalan sirenlerle değil önceden duyulamayan o dijital sessizliklerle ve derinlerde mayalanan sosyolojik kopuşlarla başladığını teşhis etmiştim. Orada altını çizdiğim en büyük…
-
Algoritmik Esaret, Bilişsel Hürriyet
Algoritmik Manipülasyon, algoritmik okuryazarlık, Bilişsel Bağışıklık, davranışsal artı-değer, Dijital Bağımsızlık, gözetim kapitalizmi, Kognitif İstiklal, Maker Kültürü, Milli Teknoloji, Milli Teknoloji Hamlesi, psikopolitika, seçim mimarisi, Siber Savunma Doktrini, Teknofest, toplum mühendisliği, Veri EgemenliğiDijital çağın o görünmez prangaları olan algoritmik toplum mühendisliğini ve kitle manipülasyonunun yeni anatomisini masaya yatırıyorum. İktidarın fiziksel bedenden doğrudan zihne taşındığı bu yeni psikopolitika evreninde, kendi verimizle nasıl gönüllü bir dijital hücre inşa ettiğimizi deşifre etmek artık ontolojik bir mecburiyettir.
-
Bu görüş yazısı; 2013 yılında kaleme aldığım “Algı ve Gerçeklik Arasındaki Uçurum” ile 2020 yılında yayımladığım “Önemli Olan Bizim Ne Yapmak İstediğimiz” başlıklı yazıların, dijital devrimin zihin dünyamızda yarattığı devasa sarsıntılar ışığında harmanlanıp günümüz koşullarına uyarlanmış halidir. 2013’te algımızla gerçeklik arasına giren görünmez perdeleri, 2020’de ise dışarıdan dayatılanlara karşı kendi irademizi kuşanma zaruretini konuşmuştuk. Bugün…
-
Bu yazıda; ekranlardan üzerimize yağan görsel bombardımanın, sadece vaktimizi değil, ‘insan kalabilme’ yetimizi nasıl aşındırdığını konuştuk. Modern tıbbın ‘nöroplastisite’, irfanımızın ise ‘kasvet-i kalp’ dediği o duyarsızlaşma hastalığına karşı; gözlerimizi haramdan ve boş olandan korumanın, yani göz orucunun reçetesini aradık. Unutmayalım; neyi seyrediyorsak, yavaş yavaş ona dönüşüyoruz. Ruhun pencerelerinde nöbet tutmak ve kalbi bu işgalden kurtarmak…
-
Kesret (çokluk) sadece bir perdedir. Hakikat, kalabalıkların gürültüsünde değil, “az” olanın derin sessizliğinde saklıdır. Sizi, sayıların hükmünün geçtiği yerden, kalbin hükmünün başladığı yere davet ediyorum.
-
Bilgi üretimi tarihsel süreçte medeniyetin yapı taşlarını oluşturan kümülatif ve mimari bir eylem iken, dijital çağda zihnin algoritmik bir bombardımana maruz kaldığı asimetrik bir enformasyon savaşına dönüşmüştür. İnsanlık tarihinin kaydettiği en devasa veri okyanusunda yüzen modern birey, paradoksal bir biçimde derin bir ontolojik ve bilişsel kuraklık çekmektedir. İngiliz şair Samuel Taylor Coleridge’in her tarafı sularla…
-
Bu yazımda, YEĞİTEK’in ‘GençTek’ projesini bir eğitimci ve bilişim uzmanı perspektifiyle analiz ediyorum. Klasik eğitim modellerinin ötesine geçen bu yapının, ‘Genç Gölge’ ile sektörel tecrübeyi, ‘EğitiJAM’ ile üretim kültürünü ve ‘usta-çırak’ modeliyle mentorluk sistemini nasıl harmanladığını irdeliyor; bu ekosistemin geleceğin yetkinlik inşasındaki stratejik önemini değerlendiriyorum.
-
Öğretmenlerin mesleki gelişim programlarının etkinliği, uzun yıllardır eğitim politikalarının merkezinde yer alan bir konudur. Katılımın belgelendiği ancak sınıf içi uygulamalara yansımasının her zaman ölçülemediği geleneksel modeller, mesleki gelişimde bir paradigma değişimini gerekli kılmaktadır. Bu noktada, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin temel felsefesi, yeni bir perspektif sunmaktadır. Modelin “erdem-değer-eylem bütünlüğü” ilkesi ve “yetkin ve erdemli insan” yetiştirme hedefi, öğretmenlerin de bu bütünlüğü…
-
Bir eğitimci olarak yıllardır kürsülerde, sınıflarda ve sohbetlerimde genç zihinlere anlatmaya çalıştığım bir hakikat var: İçinde yaşadığımız çağın kendine has bir dili, bir alfabesi var ve bu dilin adı “veri”. Artık hangi alanda olursak olalım –sosyolojiden sağlığa, tarihten mühendisliğe– bu dili anlamadan, konuşamadan ilerlemek, pusulasız bir okyanusta yol almaya benziyor. İşte bu yüzden Yükseköğretim Kurulu’nun…
-
Bu yazımda, mükemmeliyetçiliğin görünmez baskısını, sosyal medyanın dayattığı sahte kusursuzluk algısını ve insan olmanın özüyle nasıl yeniden bağ kurabileceğimizi keşfediyorum.
-
Bu yazımda, ‘Ahenk Kıyıları’ idealinin sadece toplumsal bir yapı değil, aynı zamanda her bir bireyin kendi ‘gönül pusulası’ ile fıtratının sesine uyarak içsel ahengini bulduğu bir yaşam biçimi olduğunu kendi penceremden sizlerle paylaşıyorum. Erdemli üretkenliğin ve muhabbet dolu dayanışmanın, bu yaşayan mirası her nefeste nasıl yeniden inşa ettiğini ve toplumsal manaya nasıl derinlik kattığını tefekkür…
-
Ahenk Kıyıları’nı keşfedin: Düzen, dayanışma, adalet ve bilgelik üzerine kurulu, felsefi bir ideal toplum modeli. Bu derinlikli denemede, erdemli, huzurlu ve mutlu bir yaşamın nasıl mümkün olabileceğine dair ilham verici bir portre çiziliyor.
-
Bu yazı, dijital çağın hız ve yüzeysellik tuzağında aile ve toplumun kırılganlığını sorgulayan bir denemedir. Aynı zamanda, 2011 ve 2013 yıllarında kaleme aldığım “Eldeki Anahtar Bu Kilidi Açar” ve “Kaotik Aileler” başlıklı yazılarımın 2025 koşullarında güncellenmiş bir yansımasıdır. Eskiden evlerimiz, dış dünyanın gürültüsünden kaçıp sığındığımız, perdeleri çekilmiş mahrem kalelerimizdi. Kapı kapandığında, içerideki hal sadece hane…
-
Modern çağın en büyük putlarından biri hızdır. Her şeyin hemen şimdi olmasını istiyoruz. Hızlı yemek, hızlı okumak, hızlı zengin olmak, hızlı öğrenmek… Zamanın bereketi kaçtıkça, hızın şiddeti artıyor. Ancak unuttuğumuz kadim bir hakikat var: Tabiatta hiçbir değerli şey aceleye gelmez. Bir çınarın gölgesinde oturmak için, on yıllarca sabretmek gerekir. Bir meyvenin tatlanması için güneşin altında…
-
İnsanlık tarihi boyunca medeniyetler, varlık ve bilgi tasavvurlarına dayanarak şekillenmiştir. İbrahim Kalın’ın “Barbar, Modern, Medeni” kitabında vurguladığı üzere, medeniyet sadece fiziksel yapılar ve kurumlarla değil, aynı zamanda zihni ve estetik tutumlarla da ilgilidir. Bu perspektiften yola çıkarak, yapay zekâ çağında aile ve toplumun nasıl bir dönüşüm geçirdiğini ve yeni bir medeniyet tasavvurunun nasıl şekilleneceğini incelemek…
-
Yapay zeka (YZ), günümüz teknolojisinin en karmaşık ve çok boyutlu alanlarından biri olarak, yalnızca teknik yenilikleri değil, aynı zamanda derin etik, sosyal ve felsefi meseleleri de beraberinde getirmektedir. İnsanlık ve medeniyetin geleceğini şekillendiren bir olgu olarak ele alınması gerektiği de ortadadır. YZ’nin insan ve toplum üzerindeki etkilerini, değer temelli yaklaşımların önemini ve medeniyet perspektifiyle nasıl…
-
2024 INEE Minimum Standartları, eğitim alanında çalışan bir profesyonel olarak, kriz anlarında eğitimin kesintiye uğramaması ve toplumların geleceğinin güvence altına alınması için kapsamlı bir rehber olarak karşımıza çıktı. Bu standartlar, sadece teorik bir çerçeve olmanın ötesinde, kriz durumlarında eğitimin kalitesini ve erişilebilirliğini artırmak için pratik çözümler de içermektedir. Özellikle toplum katılımı ve kaynaklar başlıklı iki…
-
Yapay zekanın eğitimdeki potansiyelini Sanal Gerçeklik (VR) ve Artırılmış Gerçeklik (AR) gibi teknolojilerle birleştirerek, öğrenme deneyimini yepyeni bir boyuta taşıyabiliriz. Bu teknolojiler, öğrencilere soyut kavramları somutlaştıran, etkileşimli ve sürükleyici deneyimler sunarak öğrenmeyi daha kalıcı ve keyifli hale getirmektedir. Sanal Gerçeklik (VR), öğrencileri antik çağlara, uzayın derinliklerine veya insan vücudunun karmaşık yapısına taşıyarak dersleri adeta bir…
-
Eğitim, bir milletin geleceğini şekillendiren en güçlü alettir. Tıpkı bir tohumun toprağa atılıp özenle sulanması gibi, eğitim de bireylerin potansiyelini filizlendirir ve onları geleceğe hazırlar. Günümüzde ise eğitim, dijital devrimin rüzgarıyla bambaşka bir boyuta taşınıyor. Artık bilgiye erişim daha kolay, öğrenme daha kişiselleştirilmiş ve sınırlar ortadan kalkmış durumda. Peki, bu dönüşümün ardındaki itici güç ne?…